ALLAH ve RASULULLAH AŞKIYLA YANANLaR GeLSiN HUZUR ÎSLÂMDA

MUHAKKAK Kİ;ALLAH ADALETİ; İYİLİĞİ, AKRABAYA VE MUHTAÇLARA YARDIM ETMEYİ EMREDER; ÇİRKİN İŞLERİ; FENALIK VE AZGINLIĞI YASAKLAR DÜŞÜNÜP İBRET ALASINIZ DİYE SİZE NASİHAT VERİR NAHL 90. AYET
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Halvet Der Encümen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SoFi Çocuk
Web Master
Web Master


Erkek Mesaj Sayısı : 1400
Nerden : BatMan
Kayıt tarihi : 06/09/08

MesajKonu: Halvet Der Encümen   C.tesi Eyl. 20, 2008 10:58 am

Halvet Der Encümen


Manası, halkın arasında iken Cenab-ı Hakk ile beraber olmaktır. Buna zahiri halk, bâtını hak ile olmak denir.

Hak yolcusunun kalbi ilâhî zikrin tadıyla dopdolu olmalı ve her şeyi zikre vesile etmelidir. Varlıklar kalbe perde yapılmamalı, her şey değerine göre yerine konulmalıdır.

Kalp, Yüce Rabbini tanıdıktan ve O'nun tecellilerini müşahede ettikten sonra başka hiçbir varlık ile perdelenmez, oyalanmaz, aldanmaz, huzur bulmaz.

Zikirle uyanmış ve ilahi nurla cilalanmış bir kalp nereye baksa, kiminle karşılaşsa Yüce Allah'a zikreder. Kalbin bu hâle nasıl ulaştığını İmam Rabbanî (k.s), şöyle belirtir:

"Kalbin Allah'tan gayri her şeyi unutacak derecede zikir içinde kaybolması ancak, ehl-i sünnet akidesi üzere hak mezheplerin hükümleriyle amel etmek suretiyle elde edilir. Bu, peşine düşülecek en büyük hedeftir.

Cenab-ı Hak ile huzur bulup selîm hâle gelen kalb sahipleri, herhangi bir varlığa nazar ettiklerinde, ilk olarak onları yaratanı hatırlarlar ve eşya ile perdelenmezler. Ne kadar düşünseler, bizzat eşyaya ait bir vücut ve sıfat akıllarına getiremezler. Her şeyde ilâhî tecellileri müşahede ederler. Buna 'fenâ-i kalbî' denir.

Tarikatta ilk basamak budur ve diğer velayet makamları bunun üzerine gelişir."(İmam Rabbanî, I, 278. Mektup.)

Necmüddin Kübra (k.s) der ki:

"İki zikir bir yerde bulunmaz. Devamlı eşyayı zikir ve dert eden kimse Allah'ı gerçek olarak zikredemez. Allah'ın zikrine dalan kimse de kalbini eşya ile meşgul etmez.

Hz. Peygamber (s.a.v) devamlı Allahu Teala'yı zikrederdi. Peygamberlerin ve velilerin normal işleri de zikir sayılır. Çünkü, onların bütün davranış ve işleri Hak ile olur, hakkın ölçülerine uyar. Zikirden gaye, kalbin Allah ile huzur bulmasıdır."(Necmüddin Kübra, Tasavvufî Hayat, 58.)

Nakşi yolunun piri Şâh-ı Nakşibend (k.s): "Bizim yolumuzun esası 'Halvet der encümen'dir, der ve ekler: Tarikatımızın temeli sohbettir. Halktan uzaklaşmakta şöhret, şöhrette afet vardır. Hayır, cemiyete girip insanlara hizmet etmektedir. Bu da ancak sohbetle güzel olur. Ancak, hizmetle sohbet birbirini takviye etmeli ve tamamlamalıdır."

Allah dostlarının bu ahlakı Kur'an-ı Hakim'de: "Onlar öyle erlerdir ki, herhangi bir ticaret ve alışveriş kendilerini Allah'ı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekatı vermekten alıkoymaz"(Nûr 24/37) ayetiyle anlatılmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Halvet Der Encümen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ALLAH ve RASULULLAH AŞKIYLA YANANLaR GeLSiN HUZUR ÎSLÂMDA :: TASAVVUF (ÂHLAK İLMİ)-
Buraya geçin: